Dioksin Nedir ?

Dioksin kalıcı organik bir kirleticidir. Toksik etkisi çalışmalarda ortaya konulmuş ve önemli derecede karsinojenik etkileri tespit edilmiştir. 2, 3, 7, 8-TCDD olarak bilinen dioksin bileşiğinin toksik etkisi aflatoksinlerden 600 kat daha fazladır.
Termal endüstriyel proseslerde yan ürün olarak ortaya çıkmaktadır. 180°C ve üzerindeki sıcaklıklarda yanma işlemi sırasında klor ve karbon interaksiyonu sonucu oluşmaktadır.
Hangi prosesler sonucu oluşur;
1. Elektrik üretimi ve ısınma,
2. Motorlu taşıtlar,
3. Sigara dumanı,
4. Orman yangınları, volkanik patlama gibi doğa olayları,
5. Hayvan yemleri,
6. Kimyasal madde üretimi (pestisit, PVC ve kozmetik sanayi vb.),
7. Deri, tekstil ve kağıt endüstrisi,
8. Kontrolsüz yanma prosesleri (genel ve tıbbi atıkların yakılması, biyomas yakılması vb.),
9. Kireç, asfalt, çimento üretimi,
10. Demirli ve demirsiz metal üretimi,
11. Depolama ve biriktirme (atık yağların birikimi, çamurların arıtımı vb.) şeklindedir.

Hangi gıdalarda dioksin bileşenleri bulunabilir?

Dioksin bileşikleri bulaşan maddeler grubuna girer. Hava, su ve toprak gibi ortamlarda ,bir bulaşan olarak bulunup bu ortamlar aracılığıyla canlılarda özellikle yağ dokusunda birikir.
Dioksinlerin temel kaynağı hayvansal gıdalardır. Başta deniz ürünleri olmak üzere; et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri temel dioksin kaynaklarıdır. Daha düşük düzeyde de olsa bitkisel yağlarda da bulunmaktadır. Ayrıca yumurta ve ürünleri de bir başka dioksin kaynağıdır. Hayvanlar için ise kullanılan yemlere dikkat edilmelidir. Yemler ve beslenilen araziler hayvanlar için doğrudan dioksin kaynağıdır. Çünkü insanın beslenme yoluyla 14 yılda aldığı dioksin miktarını hayvan 1 günde almaktadır.

Bulaşma riski nasıl azaltılır?
Dioksin bileşikleri yağda çözünmesi sebebiyle az yağlı ya da yağsız gıdaların tüketilmesi halinde bulaşma riski azalabilir. Dioksinin varlığı saklama veya pişirmeden etkilenmez. Dioksinler anneden çocuğa emzirme ile geçer. Yapılan araştırmalarda dioksinin kalıtsal özellikler üzerine olumsuz etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Eğer anne dioksin bulaşmış gıdalarla beslenirse anne sütü vasıtasıyla bebeklerin de dioksine maruz kaldığı görülmüştür.
İnsanların dioksin maruziyetinin % 90’ından fazlası, başta et ve süt ürünleri, balık ve kabuklu deniz ürünleri olmak üzere gıda tedariki yoluyla gerçekleşmektedir. Bu nedenle, gıda tedarikinin korunması kritik önem taşır. Dioksin emisyonlarını azaltmak için kaynak yönelimli önlemlere ek olarak, gıda zincirinde gıda kaynağının ikincil kontaminasyonundan kaçınılmalıdır. Birincil üretim, işleme, dağıtım ve satış sırasında iyi kontroller ve uygulamalar, güvenli gıda üretiminde esastır.
Çeşitli nedenler ile toprağa geçen dioksin ve benzeri bileşikler toprakta çok uzun süre kalırlar ve suda çözünmediklerinden, yer altı sularına karışmazlar. Toprakta bulunan dioksinin yarı ömrü 25-100 yıldır. Göller, nehirler ve okyanusların dibindeki sedimentler, dioksin için diğer bir depolama alanıdırlar. Yağmur, erozyon ve endüstrilerden su sistemlerine geçen dioksinler ise toplam dioksin kirliliğinin % 1’ini oluşturmasına rağmen insan sağlığı için son derece önemlidirler. Çünkü dioksin su ortamındaki besin zincirinde birikerek insan ve hayvanlara ulaşabilmektedir. Ayrıca su ortamında kolay buharlaşmadığı ve parçalanmadığı için uzun süre kalabilirler.
İnsan vücudunda, yağlı ortamlarda oldukça kolay çözünen dioksin ve benzeri bileşikler, başlıca karaciğerde birikirler. Bu süreç oldukça yavaştır ve bu nedenle tekrarlanarak alınan dioksin vücutta kolayca birikebilir. EPA’ya göre dioksinin insan vücudundaki yarı ömrü 7-14 yıl arasındadır. EPA tarafından hayvanlarda yapılan çalışmalar sonucunda, insanda zararlı olabilecek en düşük vücut dioksin yükü 14 ng/kg olarak belirlenmiştir. Dioksin alımı belirtilen düzeylerden ne kadar yüksekse kanser riski de o kadar fazladır.
Dioksin ve benzeri bileşiklere maruz kalınması sonucunda oluşan yan etkilerin başında sindirim, karaciğer ve göğüs kanserleri, gelişme bozuklukları, wasting sendromu, lenfoid, kloroakne, hepatotoksisite, damak yarığı, kusurlu böbrek oluşumu gibi doğumsal anomalilikler ile immunotoksisite, nörotoksisite ve kardiyotoksisite, mide bulantısı, solunum güçlüğü, üreme bozuklukları, yüksek tansiyon ve astımın meydana geldiği belirtilmiştir. Japonya’da yapılan bir çalışmada, dioksine maruz kalmış bebeklerde zekâ geriliği ve 8 yaşındaki çocuklarda da kavrama yeteneklerinde de gerileme olduğu ortaya çıkmıştır.

Sonuç;
Dioksin, çevrede kalıcı özellik göstermektedir. İnsanlar ve hayvanlar, başlıca günlük besinleri aracılığıyla dioksine maruz kalırlar. Koyun, inek veya tavuk gibi besin değeri olan hayvanlar tarafından, yemlerle birlikte kirlilik halinde alınan dioksinler, hayvanların yağ dokusunda birikirler. Aynı durum, dioksinle bulaşmış sularda yaşayan balıklarda da ortaya çıkar. Bu durumdaki hayvanları tüketen insanlarda, dioksin birikimi, sakıncalı boyutlara değin ulaşabilir. Uzun süre dioksin ve benzeri kimyasallara maruz kalınması, canlılarda önemli sağlık problemlerine sebep olabilir. Bu nedenle, çevre ve gıda örneklerinde dioksin ve benzeri kimyasalların varlıklarının ve düzeylerinin belirlenmesi, canlı sağlığının korunması ve çevre kirliliğinin önlenmesinde oldukça önemlidir.

Paylaş: